Uzayda Yürüyüşe Çıkmak

“Somewhere, something incredible is waiting to be known.”

                                                                                                         Carl Sagan

İncecik kum tanelerinden oluşan bir kumsalda metrelerce yalınayak yürümeye başladığınızda kaç tane kum tanesine bastığınızı hiç düşündünüz mü?

ya da

Kapkaranlık aysız bir gece göl kenarında, ağaçların yanı başında gecenin sesini dinlerken yıldızların arasına dalıp seyahat ettiniz mi?

Kum tanelerinin arasında var olan mikro ve yıldızların ötesinde ise makro bir evren keşfedilmeyi bekliyor. (Bilinen evrenin daha iyi anlamak için videoya göz atabilirsiniz)

Ortalama 35 yaşında bir insanı düşündüğümüzde, 13.800.000.000 yaşında olduğu tahmin edilen bir şeyden neler öğrenibileceğini hayal bile edemiyorum. Bunu düşünürken bana bir çok konuda yardımcı olan Carl Sagan’ın Evrenin ve Yaşamın Sırları kitabı ve öğrencisi astrofizikçi Neil deGrass Tyson’ın anlatımıyla çekilen belgeseli hayatın belli dönemlerinde belki de yedi yılda bir okunması ya da izlenmesi gereken eserler.

Çocuklarımızın Dünya, Güneş Sistemi ve evren hakkında sordukları sorulara hazır olup onları doğru şekilde bilgilendirmek ve merakını körüklemek, aldığımız bilgi mirasını aktarmanın en güzel yoludur.

Yapan Çocuk olarak tam da bu noktada okullarda pek bahsi geçmeyen, öğretim programında yer almayan ama çocukların merakını kabartan uzay hakkında bilgilendirici ve uygulamalı bir atölye hazırladık. Çocuklarınızla yaptığınız uzay sohbetlerini daha keyifli hale getirmek için onları Stellarium ile Uzay ve Ötegezegen Keşfi Atölyesi’ne katılmaları için Yapan Çocuk’a getirebilirsiniz.

Ara Tatilde Ne Yapılmalı?

Bu ara tatil de nereden çıktı?

Ara tatil öğrenciler için mi, öğretmenler için mi?

Bu sene MEB’e bağlı okullar 9 Eylül’de başlıyor. Daha önceleri rastgele yapılan 9 günlük bayram tatilleri dışında öğrenciler ve öğretmenler için ara tatil fırsatı olmamıştı. Ara tatilin bir fırsat olmasının nedeni, belli kalıplarla etrafı çevrilmiş müfredatlar arasında sıkışan öğrenciler ve öğretmenler için yaratılmış bir kendini dinleme zamanı olması.

Okulların açılmasından itibaren öğretmenler her sene beyaz bir sayfaya yazı yazar gibi öğrencilerini donatıyor. Öğrenciler de çizgisiz defter gibi doldurulmayı bekliyor. Bundan sonra ara tatillerde öğrenciler kendi defterlerine kendileri bir şeyler yazmaya başlayacak gibi görünüyor. Bu da demek oluyor ki kendilerini geliştirmek istedikleri alanlarla ilgilenmek için uzun bir hafta onların oluyor.

Bu ara tatiller, öğrencileri “öğrenci” olmaktan çıkarıp “talebe” olmaya yönlendiriyor. Talebe, Arapça kökenli talep eden anlamına gelir ve ṭalebe-i ˁulūm “ilim talipleri” deyiminden türemiştir. Talep etme kavramı, kişi ne öğrenmek istiyorsa ona yönelmesini de içinde barındıran bir durum. Bu ara tatil, öğrenciler için tam da talebe olma zamanı. 2 ay boyunca okulda öğrendiklerini ya da merak ettiklerini araştırma, keşfetme ve yaratma zamanı. Öğretmenler için ise okul rutinine bir hafta ara verip öğrenciler için daha yenilikçi ve daha faydalı neler yapılabileceğini araştırma, düşünme ve keşfetme zamanı. İlk düşününce bir hafta kısa bir süre gibi görünebilir ama yeni bir yetkinlik kazanmak ya da yeni bir kapı aralamak için çok ideal bir süre.

Yapan Çocuk olarak biz de bu süreçte talebelerin ve öğretmenlerin yanında olmaya hazırlanıyoruz. Müfredatta yer almayan güncel eğitim teknolojileri ile donatılmış atölye içeriklerinin her biri hem öğretmenlere hem de öğrencilere gelecekte kullanabilecekleri yeni yetkinlikler kazandırmak için onları bekliyor. 

Yapan Çocuk ara tatil programlarına buradan göz atabilirsiniz.

Çocuklar İçin Sanal Havacılık

Hangimiz çocukken uçmayı hayal etmedik?
Neden kuşlar gibi uçamadığımızı düşünmedik?

Hep bir yolunu aradık, sonra kanat takıp koltuktan koltuğa zıpladık en sonunda uçak yapmayı hayal ettik ve büyüdükten sonra ise tek yapabildiğimiz şey sadece cam kenarında uçak bileti aramak oldu. Havacılığa olan ilgimiz yaşımızla doğru orantılı olacak şekilde giderek azalmakta.

Çocuk yaşlarda havacılık merakını ateşleyecek ve destekleyecek alternatifler çoğu ailelerin çocukları için arayışta olduğu bir alan. Buna başlangıç için en uygun yöntemlerin başında model uçak yapımı ve simülatör kullanmak geliyor. Havacılığın temel prensiplerini bu sayede keşfetmenin verdiği coşku ve heyecan çocuklar için paha biçilemez niteliktedir.

Gerçek pilotlar gibi 10 yaşında bir çocuğun uçak simülatöründe Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan bir Boeing 737’yi kaldırıp İstanbul Boğazının üstünden geçip Atatürk Havalimanı’na indirme deneyimi onun için unutamayacağı bir keşif haline gelecektir. Bunun yanı sıra bir de model uçak yaparak uçakların aerodinamik yapılarının ve hareketlerinin uçmaya olan etkilerini fark ettiğinde karar verme zamanı gelmiştir. Bundan sonraki hayatında havacılıkla ilgili bir şeyler mi yapacak? Yoksa kendisi için yeni hayaller mi kurmaya başlayacak?

Yaşadığımız bu çağda iş sadece simülatörü kullanmakla bitmiyor. Bu konuda deneyim kazanan çocuklar, havayolu şirketlerinin kurduğu sanal havacılık sitelerine kayıt olup pilotluğa orada da devam edebiliyorlar. Yani çocuklar okuldan geldikten sonra bilgisayarın başına geçip gerçek pilotlar gibi hazırlıklarını yapıp belirlenen saatte Tokyo’dan Paris’e uçabiliyor. Sanal havacılıkta da gerçek havacılıkta olduğu gibi uçuş saatlerine göre deneyimi artan sanal pilotlar gerçek pilot olma yolunda da önemli bir adım atmış oluyorlar.

Hava yollarında çalışan pilotlar ile üniversitelerin Sivil Havacılık bölümü ve Uçuş Okulları’nda eğitim gören pilot adaylarının eğitim ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kurulan Flywithsim tarafından geliştirilen Boeing 737 simülatörünü çocukların deneyimleyeceği bir şekilde 3 saat süren bir atölye çalışmasına dönüştürdük. Bunu yaparken amacımız çocukları simülasyonun başına oturtup “şu düğmeye bas, bu düğmeye bas, şimdi bekle” demekten ziyade iki aşamalı bir program oluşturduk. İlk aşamada çocuklar havanın bir madde olduğunu keşfedip hava araçlarının nasıl uçtuğunu ve havada nasıl yön değiştirdiklerini model uçaklar yaparak ve kullanarak öğreniyorlar. İkinci aşamada ise uygulamaya geçerek yardımcı pilot ve kabin ekibi eşliğinde uçuşa başlıyorlar.

Uçuş Simülasyon Eğitimi (Boeing 737) atölyesine katılmak için https://yapancocuk.com/yaz-okulu/ sayfasından kayıt yaptırabilirsiniz.

Bit Bit Bit…

İlk çağda yaşayan bir kişiyi günümüze getirip bizim evin salonunda televizyon karşısına oturtalım. Acaba ne yapar? Zannetmiyorum ki oturup bir sezon Game of Thrones izlesin. Daha çok televizyonun kablolarına, dış yapısına, içinde ne olduğuna bakacaktır.

Bu duruma göre kendimizi ve çocuklarımızı düşünmek istiyorum. Bizler de her insan gibi teknolojinin gelişimine tanıklık ediyoruz ancak daha öncekiler gibi değil. Teknoloji artan ivmeyle ilerlemeye başladı ve içinde kayboluyoruz. Büyüklerimiz, aramızda kuşak farkı olduğunu söylerdi, ne güzelmiş halbuki. Şimdilerde çocuklarımızla aramızda çağ farkı açılıyor. Ben de çocuklarımın kullandığı teknolojilere ilk çağdan gelmiş gibi yabancı olmak istemem.

Geçtiğimiz günlerde Micro:Bit diye bir şeyle tanıştık. Kendisi bir programlama kartı. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Biz yetişkinler programlama kartı denince, eğer ki alanımız değilse hemen çekiniyoruz. Bize göre sadece bilgisayar, elektronik ya da makine mühendisleri bu işlerden anlar. Sonra bu kartın BBC tarafından çocuklar için hazırlandığını ve İngiltere’de 1.000.000 çocuğa ücretsiz dağıtıldığını öğrendim. Bu kartın üzerinde basit bir arayüzle programlanabilen giriş ve çıkış birimleri bulunmakta. Şu an çocuklara sadece hangi komutu nasıl kullanabileceğini anlattığınızda ve bir süre onunla çalıştığınızda yapamayacağı bir teknolojik ürün yokmuş gibi görünüyor.

Çocuklarımız artık yüzyıllardır süregelen defter, kitap ve kalem ile öğrenmeyi bırakıyorlar. Bizler de onların nereden ne öğrendiğini takip edemiyoruz. İlk çağdan gelen bir insan pozisyonuna düşmemek için gelişen eğitsel teknoloji araçları ile aramızı iyi tutmak üzere…

Neden Kış Okulu yapıyoruz?

Her çocuk kendi içinde merak eden, yaratıcı ve üretken bir bireydir. Mekan değiştirdikçe gözlemleme yeteneği gelişir, keşfetme çabası artar, özgüveni yükselir önce kendine değer katmaya başlar sonra da topluma.

Dört ay boyunca hafta içi her gün aynı yoldan, aynı okula, aynı sınıfa gidip aynı sıraya oturan ve aynı yirmi ya da otuz akranı ile yeni şeyler öğrenmeye çalışan bir çocuk hayal edelim. Öğrendiği bilgilerle orada ne kadar yaratıcı olabilir? Ya da kendimizi düşünelim. İstanbul’da her gün herhangi bir araçla köprüden karşıya geçerken içinde bulunduğumuz şehrin güzelliklerini ne kadar fark ediyoruz? Başka bir şehirden gelen biri ile aynı heyecanı yaşıyor muyuz? Tabi ki yaşamıyoruz. O heyecanı yaşamak istiyorsak bazen şehir değiştirmekte fayda var. Tıpkı bunun gibi çocuklarında zaman zaman mekan değiştirmeleri farklı düşünmelerini ve yaratıcı olmalarını sağlayacaktır.

Kendimizin öğrenci yıllarını düşünelim. Öğrendiğimiz birçok bilgi ile arkadaşlar arasında alay eder ve tenefüste ya da okul çıkışı birlikte eğlenceli bir şeyler yapma hayalini kurardık. Ancak bazen gece başımızı yastığa koyduğumuzda, fizik dersinde hocanın “Pencereye göre moment alırsak ne olur?” sorusunun cevabını düşünürdük. Ertesi gün ise oraya ya da buraya göre moment almanın farkını kimse kimseye sormazdı. Bu soruları ne evde ne de başka bir yerde hiç kimseye soramazdık.

“O zamanlar böyle yerler yoktu” cümlesini çok kimseden duyuyoruz şu sıralar. Şimdi böyle yerler var. Okul dışında çocuklar, okulda öğrendikleri bilgileri pekiştirmenin yanı sıra o bilgilerle yeni şeyler üretmenin heyecanını yaşıyorlar. Yapan Çocuk tam da bu noktada, ilham verici bir mekanda onları harekete geçirmek için bekliyor.

Okul yoksa Yapan Çocuk var!