Bu yaştan sonra…

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin

Geçtiğimiz Şubat ayında doktoraya başladım. Üniversitenin kafelerinden birinde otururken yan masada farklı mühendislik derslerinden, ödevdeki sorulardan bahsediyorlardı. Ben bu dersi almıştım ama bahsettikleri konular ve soruların çözüm yöntemleri o kadar zor ve uzak geliyordu ki ben zamanında bunları nasıl öğrenmişim diye düşündüm. O zaman diferansiyel denklemlerle termodinamik soruları çözmek benim için kolaydı çünkü nöronlarımın arasındaki bağlantılar üniversite birinci sınıftan başlayarak farklı mühendislik problemlerini çözmek üzere şekilleniyor ve belli bağlantılar kuruyorlardı. Muhtemelen son sınıfa geldiğimde bu bağlantılar artık kalıcı hale gelmişti. Şimdi o dersten 6 yıl sonra kullanılmayan bu nöronlar arası bağlantılar zayıflamış hatta bazıları ise yok olmuş olabilir. 

Yeni bir beceri edinmek veya yeni bir konuda öğrenmeye başlamak ilk başta zorken zamanla öğrenmesinin ve uygulamasının daha kolay olmasının nedeni de beynimizde o alanla ilgili giderek daha fazla alakalı ve anlamlı bilginin yer almasıdır. Hata yapıp bu hatalarımızdan yeni bilgiler edindiğimizde ise beynimizde öğrenme daha da kalıcı hale gelir.

Çocukken hata yapmak hep daha kolaydır. Güneşi mora, bulutu kırmızıya boyayabilirsiniz, çizgilerin dışına çıkabilirsiniz, çarpım tablosunda da hata yapabilirsiniz. Eğitim sistemi içerisinde ilerledikçe hata yapmak giderek daha fazla cezalandırılır. Önce anaokulunda güneşi mor boyadığınızda, ilkokulda 7’leri yeterince hızlı ezberlemediğinizde, ortaokulda İngilizce kelimelerin Türkçe’sini öğrenemeyip yaptığınız her 4 yanlış için, sonra liseye geldiğinizde ise istediğiniz okula ve bölüme gidememenize karar veren kurumlar tarafından cezalandırılırsınız. 

Denemek, hata yapmak, yeniden öğrenmek, yeni alanlarda öğrenmeye cesaret etmek. Bunlar yetişkinler için belki de en zorlayıcı eylemler. Halbuki çevremiz, teknolojive toplumdaki değişimler bu kadar hızlıyken yeni bir şey öğrenmeden hayatta kalabilmek hem sosyal hem de ekonomik açıdan pek mümkün gözükmüyor. Başlayamamalarının nedeni ise daha önce hep yanlış olarak benimsetilen deneme ve hata yapmak var. Yetişkin olarak deneyerek öğrenebileceğimiz, hatalarımızda onları düzeltmek yerine doğru şekilde rehberlik edebilecek eğitmenlere ulaşabileceğimiz alanlar sınırlı. Bir de bu yaştan sonra öğrenmek zor diyen bir iç ses var. Hem bu iç sesin hem de ulaşılabilirlik probleminin üstesinden geldiğimizde ve denemeye hazır olduğumuzda beynimiz de bize destek olmaya hazır olacaktır. 

Biz de Yapan Çocuk’ta bunları düşünerek yetişkinler için de atölyeler hazırlamaya başladık. Kimler için mi?

Çocuklarını teknoloji atölyerine gönderen ama onlar geri döndüğünde evde heyecanla aktardıkları deneyimlerini anlayamayan aileler, birbirinden farklı soruyla gelen ve farklı ilgi alanları olan öğrencilerini yönlendirmekte zorlanan öğretmenler, mesleğinin geleceği konusunda endişelenen veya yeni beceriler edinmek isteyen pek çok yetişkin için. 

Adım adım rehberlik ettiğimiz ve her adımda biraz daha zorlaşan atölyeler düşünüyoruz. Yetişkinlerin seviyelerine uygun olarak onları yeni nöron bağlantıları kurmaya iten  görevler vererek aslında beyinlerini sıkılmaktan kurtarıp becerilerini geliştiren bir akış oluşturmayı hedefliyoruz. 

Öğrendiğiniz her bilgi ile yeni bağlantılar kuracak ve belki çocuğunuzun veya öğrenciniz anlattığı bir projeyle ilişkilendireceksiniz. Akşam eve döndüğünüzde veya ertesi gün sınıfta sizin de anlatacağınız havalı projeleriniz ve yeni becerileriniz olacak.