Yapan Çocuk Manifestosu

Her çocuk mükemmel doğar.

Sınırsız bir merak ve

Kusursuz bir soru sorma potansiyeliyle.

Büyüdükçe daha fazla cevap ve bilgi karşılığında

daha az soru ve merak kalır elinde.

 

Amacımız öğretmek değil,

çocukların keşiflerine eşlik etmek,

öğrenme serüvenlerini eğlenceli hale getirmek,

takıldıklarında doğru soruları sormak,

sıkıldıklarında onlara yeni kapılar açmak.

 

Hayalimiz,

merak etmekten vazgeçmeyen,

soru sormaktan çekinmeyen,

hayal eden ve

hayalini yapan çocuklar.

Her çocuk, sınırsız bir merakla ve çevresini gözlemleyerek başlar yolculuğuna. İnanılmaz bir potansiyeli vardır. Sonra dünya onu yavaş yavaş sınırlamaya başlar.

Bir eğitim sistemi hayal ediyoruz. Onu dar kalıplara sokup mutsuz eden değil, coşkuyla gelişip serpilmesine yardımcı olan. Öğrenir öğrenmez son kullanma tarihi geçen bilgilerle yüklendiği değil, her şeyin çok hızlı değiştiği bir gelecekte başarılı olmasını sağlayacak yetkinlikleri kazanmasına eşlik eden.

Teknoloji Bir Amaç Değil!

Her çocuğun teknolojiyle ilişkisi farklı. Herkes yazılımcı, mühendis ya da yapay zeka uzmanı olmayacak belki ama herkes teknolojiyi daha fazla kullanacak. Geleceğin ressamları da, dansçıları da, tasarımcıları da, yazılımcıları da… Önemli olan teknolojiyi anlamak, onu  yaratmak ve yapmak istediklerimiz için kullanabilmek. Teknolojinin sadece tüketicisi olmamak.

Biz teknolojiyi bu yüzden bir araç olarak görüyoruz. Bugün herkesi heyecanlandıran plastik 3B yazıcı teknolojisinin, nesnelerin interneti için kullanılan haberleşme yöntemlerinin ve geçerli yazılım dillerinin yerini yarın yenileri alacak. Ama eklemeli üretim mantığını ve algoritmik düşünme biçimini anlamak, etrafımızdaki bütün nesneler birbirleriyle konuştuğu zaman neler olabileceğini hayal edebilmek çocuğunuza yepyeni ufuklar açacak.

Amacımız, geleceğin teknolojilerini kullanarak çocuğunuza geleceğin yetkinliklerini kazandırmak. Yaratıcı içeriklerimizle oyun oynayarak hayatın içinden seçilmiş kurgularda 21.yüzyıl becerileri eşliğinde farklı teknolojileri, tasarım yapmayı, tasarladığını üretmeyi, algoritmalarla hareketlerini kurgulamayı öğrenmesini ve bunları yaparken çevre bilincinin gelişmesini sağlamak (Bkz: Atölye İçeriklerimiz).

Ne yapıyoruz?

Son yıllarda tüm dünyada eğitimde odak noktasını öğretmenden öğrenciye kaydırarak önemli bir değişime yol açan disiplinler arası çalışma ve öğrenme yöntemi olan STEAM (Science,Technology, Engineering, Art, Math), 21.yüzyıl yetkinliklerinin çocuklarda gelişmesi için önemli bir model olarak kabul görmüştür. Yapan Çocuk olarak çocuklarla birlikte gerçekleştirdiğimiz bilim, teknoloji, mühendislik, tasarım, matematik ve girişimcilik atölyeleri ile okullardaki öğretim programını destekleyen ve yaşam boyu öğrenmeyi benimseyen nesiller yetişmesine yardımcı oluyoruz. Ayrıca, girişimcilik de bizim için çok önemli olduğu için STEAM’in başına E (Entrepreneurship) koyarak ESTEAM diyoruz.

Yolculuğumuz

Türkiye’nin farklı şehirlerinde çok sayıda girişim hızlandırıcı program, teknoloji atölyesi, üreten festival (makeathon) ve yazılım maratonu (hackathon) düzenledik. Birçok girişimci takımla beraber çalıştık, değişik şehirlerde gençlerimizin yeni teknolojileri öğrenmesi için onlara destek olduk. Bu arada liselilere girişimcilik ve yaratıcılık kampları düzenlemeye başladık. Yine farklı şehirlerde çocuklar için teknoloji atölyeleri düzenledik. Şimdi ise Yapan Çocuk ile İstanbul’dayız, yeni ve ilham verici bir merkez açıyoruz.

İleri teknolojilerle hep iç içeydik. Kurucumuz, yurtdışında üretim hatlarının kurulması ve yeni ürün geliştirmede çalıştıktan sonra kurumsal hayata veda ederek Türkiye’ye 2014 yılında geri döndü. 5 arkadaşıyla beraber InnoCampus projesini hayata geçirdi. InnoCampus Girişim Hızlandırıcı programlarından 3 senede 7 farklı yerde (Adana, İzmir, Çanakkale, İstanbul, Gaziantep, Urla ve Şanlıurfa) 70’e yakın girişim takımı mezun oldu. Her yeni şehirde 3 ay kalarak yoğunluğumuzu ve beraber çalıştığımız girişimcilerle yakınlığımızı arttırdık. Gençlerle girişim yolculuklarında beraber çalışırken Türkiye’de girişimcilik ve inovasyonun desteklenmesi için neler yapılması gerektiği konusunda biz de çok şey öğrendik.

Bu sürede liselilerle de çalışmaya başladık. Türkiye’nin her yerinden liseli gençlere Lise Girişimcilik ve Yaratıcılık kampları düzenledik. Liselilerin enerji ve merak duygularının ileri yaştaki girişimcilere göre çok daha yüksek olduğunu fark ettik. Özellikle üniversite sınavına hazırlık sürecinin ve üniversite sisteminin bir girişimcinin cesaretini, merakını ve enerjisini nasıl törpülediğine bizzat tanık olduk. Çocuklarla çalışmaya başladığımızda ise onların hızla öğrenme kapasitesine ve potansiyellerine hayran kaldık. Çanakkale, İstanbul ve Gaziantep’te düzenlediğimiz çocuk teknoloji atölyelerinden sonra bu alanda etkimizin çok büyük olabileceğini hissettik.

Türkiye’de çocuklar erken yaşlarda 21. yüzyıl yetkinliklerini kazanırsa, yeni teknolojileri ve kodlamayı öğrenirse, merak etmekten vazgeçmezse, lise yaşlarında ilk girişimleri üzerinde çalışmaya ve ilgi alanlarını keşfetmeye başlarsa ülkemizden bütün dünyayı etkileyecek girişimlerin ve ürünlerin çıkması kaçınılmaz olur. Bu yüzden tüketen değil, yapan yepyeni bir neslin gelişmesine katkı sağlamak için Yapan Çocuk’u kurduk ve 

Yapan Çocuk, 

çocukların coşkuyla gelişip

serpildiği,

hayal edip,

hayal ettiklerini yaptığı yer

 

dedik.