Proje Tabanlı Öğrenme (ya da Yaparak Öğrenme)

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin

Proje Dediğin Nedir?

“Kendime farklı projeler arıyorum özel hayatımda.”
“Proje yöneticisiyim.”
“Şu siyasetçi bir projedir.”
“Çocuklarımıza proje yaptırıyoruz her hafta anaokulumuzda.”

Proje kelimesi günlük hayatta, iş hayatında, siyasette, eğitimde, kısacası artık hayatımızın her yerinde çok sık geçer oldu. Bazı kavramlar çok popüler olunca içlerinin boşalması tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar. Çünkü ilgili ilgisiz her yerde kullanılabiliyorlar. 

Ben de kurumsal hayatta yıllarca proje yöneticiliği yapıp sonra da üniversitede öğrencilerime proje yönetimini anlattığım için bu proje kelimesini sık sık kullanıyorum. 

Projenin ne anlama geldiğine bir bakalım o zaman beraber. Profesyonel tanımını ben şu şekilde yapıyorum: Proje, başlangıç ve bitiş tarihi bilinen belirli bir bütçesi ve kapsamıyla önceden paydaşlar tarafından belirlenen hedefleri gerçekleştirmek üzere genellikle takım olarak hayata geçirilen girişimdir. 

Şirketler, kendi ana çatılarının altında farklı hedefleri gerçekleştirmek üzere küçüklü büyüklü projeler yaparlar örneğin. Bu yeni ürün geliştirme projesi de olabilir, tasarruf, sıfır atık, yeni fabrika kurulumu, organizasyonda yeniden yapılanma projesi de. 

İnsnın kendi hayatındaki projeler benim biraz önce yaptığım tanımdan daha farklıdır. Çünkü çok az insanın özel hayatındaki projelerine bu kadar profesyonel bir şekilde başlangıç, bitiş tarihi koyduğunu, kullanacağı bütçeyi ve yapacağı işin kapsamını sınırladığını sanıyorum. Özel hayattaki projelerimiz daha belirsizdir genelde. Biraz başlarız, ara veririz, sonra tekrar ele alırız. Ama bunlara da hayatımızda rutin olarak yaptığımız şeylerden farklı olarak özel bir amaçla başlayıp bitirdiğimiz, belirli süreli kişisel girişimlerimiz olarak görebiliriz.

Proje Tabanlı Öğrenme

Bu uzun girişten sonra eğitimde Proje Tabanlı Öğrenme (PTÖ) ‘ye geldi sıra. Buna proje temelli öğrenme de deniyor farklı yerlerde. Ama biz daha yaygın bir kullanım olan ilkinden devam ediyoruz.

İyi bir eğitim sistemini diğerlerinden ayırmak için aşağıdaki soruları sorabiliriz gibi geliyor bana:

  1. Öğrenci, neyi neden öğrendiğinin farkında mı? 
  2. Öğretmen, hangi bilgiyi ve yetkinliği, hangi amaçla kazandırmaya çalıştığınının farkında mı?
  3. Edinilen bilgi, belirsiz bir gelecekte kullanılmak üzere mi depolanıyor yoksa onunla hemen belirli bir işi yapabilmek için uygulamaya geçiliyor mu?
  4. Tek bir bilgi ya da yetenek ile tek bir uygulama mı yapılıyor yoksa edinilen farklı bilgi ve yetkinlikler bir arada daha karmaşık bir işi bitirmek için kullanılıyor mu? Farklı bilgi ve yetkinlikler toplu olarak uygulamaya geçirildiğinde aralarındaki etkileşimin ne olduğu deneyimleniyor mu?
  5. Farklı bilgi, yetkinlik ve bakış açılarının farklı öğrencilerden geldiği ve takım halinde çalışmanın gerçekleştiği fırsatlar yaratılıyor mu?

Bu tabii ki tam kapsayıcı bir liste değil. Proje tabanlı öğrenmenin önemini destekleyenleri özellikle seçtim. 

Bloom’s taksonomisi diye geçen sıralamaya bu arada bir göz atabiliriz. 1956’da Benjamin Bloom tarafından önerilen bu hiyerarşi öğrenmek için kullanılan zihinsel yetkinlikleri sıralar. Sadece öğrenme ve öğretme çerçevesiyle sınırlı olmayan bu sıralama zamanla farklı amaçlar için de kullanılmıştır.

Bloom Taksonomisi

Geleneksel eğitim sisteminin başarısının çok sınırlı olmasının sebebi öğrenmenin bu sıralamadaki sadece ilk iki adımla verilmeye çalışılmasıdır. Yani öğretmen konuyu anlatır. Kitapta ilgili yeri gösterir. Öğrenci, bu bilgiyi hatırlamaya gayret eder. Çoğunlukla bu hatırlama ezber yoluyla elde edilen kısa dönemli hafızayla sınırlı kalan bir hatırlamadır. İkinci adıma geçilebilirse konu öğrenci tarafından anlaşılır. Dolayısıyla ezberle sınırlı kalmadan öğrenci anladığı kadarıyla konuya hakim olmaya çalışır. Ama olay asıl bundan sonraki adımlarda ilginçleşiyor. Öğrencinin, konuya daha derinlemesine ve uzun dönemde unutulmayacak şekilde hakim olması için bundan sonraki adımların eğitim sisteminin bir parçası haline getirilmesi gerekiyor. PTÖ de tam burada devreye giriyor. Çünkü ideal bir projede öğrenci bundan sonraki bütün adımları birer birer deneyimliyor. Bu süreci Yapan Çocuk’ta nasıl yürütttüğümüzü merak ediyorsanız, Yapan Çocuk’ta Proje Atölyesi yazımıza bir göz atın. 

Peki Neden Proje Tabanlı Öğrenme?

1.Çünkü gerçek hayat da proje tabanlı!

Hayat, size bir öğretmenin yapmanız gereken şeyleri anlattığı, sizin de not aldığınız ve sonra hatırladıklarınızı sınavda bir kağıda aktardığınız bir yer değil. Gerçek hayatta böyle öğrenmiyoruz. İlk önce belli yetkinlikleri kazanmaya gayret ediyorsunuz, temel bilgileri kazanıyorsunuz. Ama bu çok ufak bir kısmı her şeyin. Sonra başlıyorsunuz yapmaya. Neyi yapmaya? İş olarak kendinize ne seçtiyseniz. Mühendislik, finans, yazarlık, marangozluk… Yaparak daha fazla deneyim kazanıyorsunuz, daha çok yaptıkça, daha iyi yapmaya başlıyorsunuz. Etrafınızda başka yapanları izliyorsunuz. Ne kadar iyi yol göstericileriniz, mentorlarınız varsa o kadar şanslısınız. Yanlış yaptığınızda da, doğru yaptığınızda da geri bildirim alıyorsunuz. Eğitim de ne kadar hayata benzerse, hayata o kadar iyi hazırlar. Güvenli bir ortamda, sonuçlarından korkmadan hata yaparak öğrendiğiniz bir sistem sizi sonrasına da çok iyi hazırlar.

2. Eleştirel düşünmeyi, yaratıcılığı ve hafızayı geliştiriyor

PTÖ’de öğrenciler ellerinin altındaki araçlar ve o zamana kadar öğrendikleriyle problem çözmeye gayret ediyorlar. Takıldıklarında soru soruyorlar, mentorlarından kendilerine yardımcı olmalarını istiyorlar. Ama doğru mentorlar onlara cevapları sunmaktansa doğru soruları sormayı teşvik ederse onlar da kendi çözümlerini buluyorlar. Buldukları çözümler en mükemmel ve kısa olanlar olmasa da, kendi çözümlerini zamanla geliştiriyorlar. Daha önce gördükleri ya da dinledikleri her şeyi hatırlamaya çalışıyorlar. Takılıp kaldıklarında ise hiç düşünülmemiş yeni çözümlerle yaratıcılıklarını test ediyorlar.

3. İletişim, iş birliği ve takım çalışması gerektirir

Hayatta çok az proje vardır ki tek bir kişi hiçbir yerden yardım almadan yapar. Proje ne kadar büyük ve karmaşıksa, o kadar fazla kişi ve yetkinliğin el ele vermesiyle sonuca ulaşılabilir. Öğrencilerin üzerinde çalıştıkları projeler de karmaşıklaştıkça takım çalışması o kadar önem kazanacak. Bu ilk başta sadece mentor ile iletişimle sınırlıyken, zamanla başka proje üyeleriyle takım halinde çalışabilmeyi de öğrenmek gerekecek.